SON DAKİKA

İşte Gerçek

Erkan Yılmaz, ‘Abide-i Kibir; Fatih Terim..’

Erkan Yılmaz, ‘Abide-i Kibir; Fatih Terim..’
Bu haber 14 Haziran 2017 - 12:46 'de eklendi ve 829 views kez görüntülendi.

Dünya yanıyor,

Ortadoğu barut fıçısı,

Ülke, tarihinin en kritik belasıyla malul,

Gün geçmiyor ki; dünü aratacak yeni bir şeyler olmasın…

Ama bunlar kimin umurunda,

Olay geçti, Milli maç bitti, ama biz hala Fatih Terim ve Arda Turan konuşuyoruz.

Uçakta bir olay olmuş,

Olayın detayına girmeden; “Ama, fakat, lakin” demeden uçaktaki hadiseyi kınıyorum.

Çünkü yüzde yüz haklıyken bile, öylesi bir hak arama ve iddia edilen haksızlığa karşı gelme olmaz, olamaz.

Konunun Arda Turan ve Gazeteci kısmıyla ilgili bunları söyleyerek Fatih Terim kısmına gelmek istiyorum.

Fatih hoca basın toplantısına çıkmamış da, sanki karşısına dizi dizi sıralanmış, kendini suçlamak için hazırlanmış, bindirilmiş kıtalara meydan okumak için gelmiş,

Karşısındakiler muhabir değil de, sanki onu düşman ilan etmiş kişiler,

Kendisi her zamanki gibi “hatadan münezzeh” şekilde;  mağrur ve mütekebbir.

Adeta her sözünden “ben”lik akıyor; “ben, ben, ben” diye konuşurken,

Jest-mimiklerinden tutun, söylediği her cümle “ben”lik barındıran kibir, tekebbür ve saldırı cümleleri,

Ne sorulursa sorulsun, cevap veriş tarzı agresif, huysuz ve “ben merkezci”,

Allah razı olsun…

Dün’lerde yaptığın güzel işleri, başarıları, takım ve milli takımda gösterdiğin mücadele ve gayretlerini asla göz ardı etmiyoruz.

Ama Hocam bu kadarı da fazla,

Muhabir “hocam” diye başlayan soru cümlesini kurarken bile tedirgin,

Kaygılı ve endişeli,

“Acaba sorunun içeriğini bir kenara koyup söyleyeceğim masumane bir kelimeye mi takılır ki” düşüncesiyle terler halde,

Hani bir gün önce demişti ya Hoca; “sorun, her şeyi sorun, isterseniz yazılı sorun, yarın cevaplayım” diye,

Ama bir başka deyişle; adeta “hele bir sorun da görün gününüzü” dercesine,

Muhabir “hocam filan konuyu sordular ama bir kısmı gri kaldı” diye soruyor sorusunu yine,

O şahin bakışı ve haşin yüz ifadesiyle muhabire bakıyor!

“Nesini anlamadın, neresi gri kaldı” diye başlıyor, sanki “senin kafan basmıyor” dercesine…

Güya her şey sorulacaktı ve “Büyük Fatih Terim”de cevaplayacaktı tüm “gri” kalanları,

Ama sonunda ortaya çıkan kocaman bir “hiçbir şey”

Bakarsın bir maç kötü biter,

İzleyici burnundan soluyordur,

Hoca maç sonrası büyük bir vakar ve alicenaplıkla(!); “sorumlusu benim” der.

Güya oyuncularını koruyor,

Ama emin olun ki; o anda bile “ben”liğiyle diyordur dediklerini,

Oyuncuyu savururken bile, bu savunmanın öznesidir “Fatih Terim”,

Oyuncuyu linç ettirirken de, özne yine sevgili ve büyük Hocamız “Fatih Terim”dir.

Sevgili Fatih Hocamız,

(bu arada olur da bana da kızar diye kelimeleri seçerek yazmaya gayret ederken, ne yazacağımı şaşırdığımı da itiraf edeyim.(!)

Makâlenin devamı için tıklayınız!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER